+ Yorum Gönder
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda 5 kişilik kısa tiyatro Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    5 kişilik kısa tiyatro








    5 kişilik kısa tiyatro

    5 kişilik kısa tiyatro lazım yardımcı olurmusunuz







  2. Mineli
    Devamlı Üye





    5 kişilik kısa tiyatro


    MUHAFIZ :Padişahım üç adam geldi. Bir davaları varmış. Huzurunuza çıkmak istiyorlar.
    PADİŞAH :Gelsinler bakalım.
    MUHAFIZ : Geçin bakalım şöyle. Padişahımız sizi bekliyor.
    PADİŞAH :Hoşgeldiniz ağalar. Anlatın bakalım derdinizi.
    SAKALLI :Efendim biz üç arkadaştık. Üçümüz beraber bir iş yaptık. Ve iyice bir para kazandık. Birbirimize de hiç güvenmiyorduk.
    PADİŞAH :Ee
    PALABIYIK: “Paramızı hepimizin güveneceği birine verelim” dedik ve bu arkadaşa teslim ettik.
    PADİŞAH : Sonra ne oldu peki?
    SAKALLI : Parayı bu arkadaşa emanet ederken « üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme » diye sıkı sıkı tembih ettik.
    PALABIYIK: Tembih etmemize rağmen emanete ihanet etti bu adam.
    SAKALLI :Evet ihanet etti. Parayı tek başına gelen diğer arkadaşımıza verdiğini söylüyor.
    PADİŞAH : Doğru mu söylüyor bunlar efendi?
    KESE : Doğru efendim ama eksik anlattılar.
    PADİŞAH :Nasıl yani?
    KESE :Evet, bunlar bana bir kese para bıraktılar. „Üçümüz birlikte gelmedikçe parayı hiçbirimize verme.“ dediler.
    PADİŞAH :E niye verdin o zaman paraları diğer adama?
    KESE :Ama padişahım, henüz elli adım bile gitmemişlerdi ki içerden biri geri geldi ve paraları istedi. Bu ikisine uzaktan bağırdım. “Bakın bu arkadaşa veriyorum.” dedim.
    PADİŞAH : Bunlar ne yaptı peki?
    KESE :Vallahi ikiside kafa sallayıp “Tamam ver” dediler.
    PADİŞAH siz söyleyin bakalım, bu beyefendi doğru mu söylüyor?
    SAKALLI :Valla padişahım, keseyi emanet edip gidiyorduk ki şimdi burada olmayan arkadaşımız aniden durdu. “Akşam yiyeceğimiz yemeğin parasını alalım.” dedi. Biz de “yemek parası al gel, bekliyoruz dedik..” Meğer adam tüm parayı almış.
    PADİŞAH : Demek arkadaşınız parayı alıp kaçmış ha?
    PALABIYIK :Evet ama bu emanetçiye “Biz üçümüz birlikte gelmezsek, hiçbirimize parayı verme” demiştik. O da kabul etmişti.Vermeseydi. Versin bizim paramızı
    PADİŞAH :Ne diyorsun efendi? Adamlar paralarını istiyorlar.
    KESE : Doğru, paralarını vermem gerekiyor ama anlaşmaya bağlı kalıyorum ben. Bu yüzden şu an paralarını vermem.
    PADİŞAH :Ne demek o?
    KESE :Şu demek padişahım. Anlaşmaya göre, bunlara parayı vermem için üçünün birlikte gelmesi gerekiyordu. Getirsinler diğer arkadaşlarını da vereyim paralarını!
    PADİŞAH doğru. Hadi bakayım, getirin üçüncü arkadaşınızı, alın paranızı!Bir daha da güvenmediğiniz insanlarla iş yapmayın.





  3. Mineli
    Devamlı Üye
    5 kişilik tiyatro

    ÖĞRETMEN :Çocuklaar! Piknik sona erdi. Hava kararmak üzere Toparlanın okula yetişmeniz lazım.
    ALİ :Biz hazırız öğretmenim.
    ÖĞRETMEN :Haydi bakalım, geldiğimiz yoldan geriye dönüyoruz
    VELİ :Öğretmenim şuraya bakın! Ne kadar güzel bir köşk burası
    ÖĞRETMEN :Aaa! Gerçekteeen! Harika bir ev bu! Kimin acaba çocuklar?
    CAN :Bilmem. Ama keşke bu evin sahibinin oğlu olsaydım
    ÖĞRETMEN :Niye?
    CAN :Niye mi? Baksanıza, boğaz manzaralı, yem yeşil bahçesi olan olağanüstü bir ev bu.
    Kimbilir içinde neler neler vardır.
    ÖĞRETMEN :Eğer sen bu evin sahibinin oğlu olsaydın neler yapardın?
    CAN : Sizleri evime davet ederdim.
    ALİ : Öğretmenim ne olur şu evin bahçesine bir girelim.
    ÖĞRETMEN :Niye, ama geç kalıyoruz çocuklar.
    VELİ :Ne olur öğretmenim! Hemen geri çıkarız.
    ÖĞRETMEN : İzinsiz olmaz. Bir bakalım kim var içeride?
    ALİ : Öğretmenim bakın orada bir kadın var.
    ÖĞRETMEN :Evet gördüm. Heey! Bakar mısınız?
    BAKICI :Buyrun, ne istemiştiniz?
    ÖĞRETMEN :Şeey! Ben öğretmenim. Bunlarda Gümüş İlköğretim Okulu öğrencileri. Sınıfça buraya
    pikniğe gelmiştik. Dönerken bu köşkü gördük. Kime ait olduğunu merak ettik. Bu köşk
    kimin acaba?
    BAKICI :Bu köşk ülkemizin en zengin insanına ait.
    CAN : Öğretmenim orada bir çocuk var. Tekerlekli sandalyede oturuyor.
    BAKICI :Bir dakika onu buraya getireyim.
    ALİ : Aa! Çocuk hasta galiba.
    BAKICI :Bu çocuk da bu köşkün sahibinin oğlu. Gördüğünüz gibi tekerlekli sandalyeye mahkum.
    Bende onun bakıcısıyım.
    ÖĞRETMEN :Yaa! Demek bu çocuk bu köşkün sahibinin oğlu ha.. Çocuklar! Az önce "Keşke bu
    köşkün sahibinin oğlu olsaydım." diyen kimdi?
    CAN :Şey bendim öğretmenim
    ÖĞRETMEN :Şimdi ne düşünüyorsun?
    CAN :Şeey, ne diyeceğimi bilemiyorum
    ÖĞRETMEN :Bakın çocuklar zenginlik sandığınız gibi mal ve varlık yönünden herşeye sahip olmak
    değildir. Gerçek zenginlik gönülle olur. Eğer gönlünüz huzur doluysa siz dünyanın en
    zengin insanısınız demektir.
    ALİ :Nasıl yani öğretmenim.
    VELİ : Gönlün huzur dolu olması ne demek öğretmenim.
    CAN : Gerçek zenginlik nedir öğretmenim?
    ÖĞRETMEN : Çocuklar, sizler hepiniz aslında milyardersiniz. Örneğin sen çocuğum, sana 100 milyar
    verseler gözlerini satarmısın?
    ALİ .-Hayır, kesinlikle satmam. Gözlerim olmadıktan sonra parayı ne yapayım?
    ÖĞRETMEN :Ya kalbini 100 milyara satar mısın?
    ALİ :Olur mu öğretmenim? Kalbim olmazsa ben nasıl yaşarım?
    ÖĞRETMEN :Peki sana 500 milyar verseler bir ayağını satar mıydm?
    VELİ :Hayır
    ÖĞRETMEN :Peki 500 milyara bir kolunu satar mısın?
    YELİ :Hayır
    ÖĞRETMEN : Gördüğünüz gibi hiç biriniz milyarlarca paraya rağmen bir organınızı bile satmıyorsunuz. Demek ki bu organlarınızın değeri çok çok fazla. Örneğin çok çok zengin olan bir insan ölmek üzereyken, birazcık daha yaşamak için, bütün servetini vermeye razı olur. Yani anlıyacağınız önemli olan sağlıktır. Sağlık ve huzur! Nice insanlar vardır ki, servet içinde yüzüyorlar, ama mutsuzlar!
    CAN :Teşekkür ediyorum öğretmenim. Bana gerçek zenginliğin ne olduğunu gösterdiniz.
    Demek ki ben çok çok zengin bir insanmışım.
    (Cengiz Tan - Yürek Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır.)





  4. Mineli
    Devamlı Üye

    GÜLSÜM'ÜN KISMETİ


    BABA : Biliyor musun Hanım, Gülsüm’e ne çıktı?
    ANNE : Piyango mu çıktı yoksa bey?
    BABA : Onun gibi bir şey, bil bakalım.
    ANNE : Kısbet mi çıktı?
    BABA : Pehlivan mı bu? Ne kısbeti? Kısmet demek istedin herhalde.
    ANNE : He ya, tam onu diyecektim.
    BABA : Aferin sana, evet ondan çıktı.
    ANNE : Peki kim?
    BABA : Kim kim?
    ANNE : Herif, kısmet kim?
    BABA : Kısmet de kim?
    ANNE : Ayol, Gülsüm´e çıkan kısmet kim?
    BABA : Düşünüyorum, sen de düşün.
    ANNE__ : Olur.
    GÜLSÜM : Ana, baba, ne oluyor burada?
    ANNE : Ne bağırıyorsun kız! Otur sen de düşün.
    GÜLSÜM : Oluur.
    BABA : Yahu Hanım, ne düşünüyoruz biz?
    ANNE : Gülsüm´e çıkan kısmetin adını
    GÜLSÜM : Nee! Bana kısmet mi çıktı?
    BABA : He ya
    GÜLSÜM : Ne duruyorsunuz öyleyse, verin gitsin.
    BABA : Kime vereceğiz kız?
    GÜLSÜM : İsteyen adama
    BABA : O kim? îşte onu düşünüyoruz.
    GÜLSÜM : Baba, beni kim istedi?
    BABA : Karşı köyden biri.
    ANNE : Herif, madem biliyordun neden söylemedin?
    BABA : Ne düşünüyorduk demin biz?
    ANNE : Gülsüm´ün kısmetini düşünüyorduk!
    BABA : Hay Allah ben de ne düşünüyoruz diye düşünüyordum.
    GÜLSÜM : Peki kim bu adam baba?
    BABA : Çiftçi. Seni de şehzade istemez ya
    GÜLSÜM : Nerede görmüş beni?
    BABA : Görmemiş ki
    ANNE : Bey, bu nasıl iş? Kızı görmeden mi alacak bu adam?
    BABA : Görmeden olur mu kadın? Görecek tabi.
    ANNE : Ne zaman?
    BABA : Nerdeyse gelir.
    GÜLSÜM : Amanın! Ana kız, hemen ortalığı toparlayalım.
    BABA : Kapı çalınıyor, kim o?
    DÜNÜR : Benim, haber yollamıştım. Aldınız mıydı?
    BABA : Haber bu, kaybolur mu? Aldık tabi.
    ANNE : Gülsüm! Gel kız buraya!
    GÜLSÜM : Süsleniyorum ayol, herif gelip beni böyle mi görsün?
    BABA : Şeey, bizim kızımız biraz şeydir
    ANNE : Akılsız
    DÜNÜR : Aman efendim, akıllı kadın daha tehlikeli olur.
    BABA : Zaten ben hiç akıllı kadın görmedim.
    GÜLSÜM : İşte geldim. Deminden beri ne bağırıp duruyorsunuz yahu? Bu da kim?
    BABA : İşte, bu kısmetin
    DÜNÜR : Adım İsmet.
    ANNE : Kızım hele bi sor. Kısmet efendi ne içmek ister?
    GÜLSÜM : Ne içecek! Şıra tabii.
    DÜNÜR : Neden?
    GÜLSÜM : Bizim şıramız iyi de ondan. Aptal değilsen şıra içersin.
    BABA : Kusura bakma oğul bizim kız kıt akıllıdır.
    DÜNÜR : Aman aman, böylesi daha iyi.
    GÜLSÜM : Anaaaa, anaaaaa, üüüüüüüüü,üüüüü
    ANNE : Ne oldu kız? Niye ağlıyorsun?
    GÜLSÜM : Ağlarım tabi.
    ANNE : Kız, kocaya gidiyorum diye ağlanır mı?
    GÜLSÜM : Ona ağlamıyorum. Şu baltaya ağlıyorum.
    ANNE : Baltanın nesine ağlıyorsun?
    GÜLSÜM : Ben evlenince çocuğum olmayacak mı?
    ANNE_ : Olacaak!
    GÜLSÜM : Çocuk buraya şıra olmaya gelmiyecek mi?
    ANNE_ :Geleceek!
    GÜLSÜM : O balta yavrumun kafasına düşerse ya
    ANNE : Essahtan kuz. Vah benim torunum. Vay talihsiz yavrum!
    BABA : Nooluyor orada be!
    ANNE : Beey, bey yetiş!
    BABA . :Noldu?


  5. Mineli
    Devamlı Üye
    ANNE : Bu balta ilerde torunumuzun kafasına düşerse nolur halimizİ bir düşünsene
    BABA : Amanın, bunu ben hiç düşünmemiştim yahu. Vay torunum/
    DÜNÜR : Yahu sabahtan beri sizi dinliyorum oradan. Çok safsınız ha
    BABA : Vay yavrum, oy torunum, ooy!
    DÜNÜR : Yahu kesin şu ağlamayı. Bakın baltayı aldım oradan. Artık çocuğunuza bir şey olmaz.
    BABA : Vaay, ne kadar akıllıymış bu kısmet yav! Allah razı olsun evladım.
    DÜNÜR : Bakın, ben Gülsüm´ü akıllı değil diye alacaktım ama, dünyanın en aptal kızıyla da evlenemem.
    GÜLSÜM : Ana, ana, almayacak bu adam beni!
    DÜNÜR : Belki en aptal değildir. Bunu öğreneceğim.
    BABA : Nereden öğreneceksin?
    DÜNÜR : Şimdi yola düşeceğim. Eğer kızınızdan daha aptal birini görürsem gelir kızınızla
    evlenirim. Beni beklesin.
    BABA : Zaten kim alır ki onu? Mecbur bekleyecek.
    GÜLSÜM : Benden aptal insan yoktur dünyada. Bulamaz. Evlenemiyeceğim.
    DÜNÜR : Sözüm söz. Hadi hoşça kalın
    BABA : Merak etme kızım, buralar aptal doludur. Döner alır seni.
    - sahnenin önünde
    DÜNÜR : Kolay gelsin hemşerim!
    ÇOBAN : Kolaysa başına gelsin. Anamdan emdiğim süt burnumdan geldi.
    DÜNÜR : Ne yapmaya çalışıyorsun?
    ÇOBAN : Eşeği yukarı, ağaca çıkaracağım.
    DÜNÜR : Zor bir iş ama, eşek ağaçta ne yapacak?
    ÇOBAN : Görmüyor musun, hayvanın karnı aç. Hadi aslanım, çık yukarı.
    DÜNÜR : İyi de eşek ağaçta ne yapacak?
    ÇOBAN : Manzara seyredecek! Tövbe yarabbi! Karnını doyuracak karnını!
    DÜNÜR : Yani ağaca karnını doyurmak için mi çıkacak?
    ÇOBAN : Len git işine! Sorgu meleği misin sen?
    DÜNÜR : Kızma, sahiden merak ettim.
    ÇOBAN : Ağaçta ne var?
    DÜNÜR : Yapraak
    ÇOBAN : Haa, demek kör değilsin. Ya kör olmalıydın ya aptal. Demek ki kör değilsin.
    DÜNÜR : Eşek ağaçta ne yapacak?
    ÇOBAN : Len hemşerim, "hayvan aç" diyorum.
    DÜNÜR : Haa, anladım. Çıkarıp onları yedireceksin.
    ÇOBAN : Afferin sana.
    DÜNÜR : Ama şöyle yapsan, dalı tutup aşağı çeksen öyle yedirsen daha kolay olmaz mı?
    ÇOBAN : Vaay canına!
    DÜNÜR :Yaa!
    ÇOBAN : Yahu sen sandığım gibi aptal değilmişsin be.
    DÜNÜR : Sana bu kadarı yeter. Hadi eyvallah.
    ÇOBAN : Uğurlar ola!
    sahnede --------------
    GÜLSÜM : Hoş geldiniz. Bak geçen gün şıranı içmemiştin. Sakladım. îç.
    DÜNÜR : Yani sen üç gündür elinde bardakla beni mi bekledin?
    GÜLSÜM : Ne var bunda? Başka işim mi var ki?
    DÜNÜR : Ya hiç gelmeseydim?
    GÜLSÜM : Babam "mutlaka geri döner" dedi. Benden daha aptal insan çokmuş. Söyle bakalım beni alacak mısın?
    DÜNÜR : Alacağım Gülsüm
    GÜLSÜM : Yaşasın, demek benden aptallar da var şu dünyada. Ne gördün, anlatsana. DÜNÜR : Bir adam gördüm. Aç olan eşeği zorla ağaca çıkarmaya çalışıyordu. Eşek ağaca çıkınca oradaki dalları yiyecekmiş. Zavallı hayvanı itip duruyordu.
    GÜLSÜM : Hah hah hah ha! Aptal adam. Eşek öyle itmeyle ağaca çıkar mı? Önce kendi ağaca çıkıp, sonra iple eşeği yukarı çekseydi ya!.
    (Halk Hikayeleri´nden Uyarlanmıştır.)

  6. Ziyaretçi
    ama bunlar çok uzunn ben gülsümün kısmeti oyununu ezberledim ama öğrtemen onu oynatmıo yaaaaa

  7. Ziyaretçi
    bence gülsüm ün kısmetiiiiiiiiiiii çok güzel amaa hepsi iyi olmuş

  8. Ziyaretçi
    Ya çok güzeldi verdiğiniz için teşekkürler ve bence en güzeli de öğretmen olmuştu zaten böyle güzel sözle ve tiyotrolarda böyle bir siteye yakişirdi

  9. Ziyaretçi
    süper bir yazı ödevim için kullanmayı düşünüyorum tabi biraz degiştirerek

  10. Ziyaretçi
    Bence çok güzel en komiği ise dünürlü olandı

+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
5 kişilik tiyatro,  5 kişilik tiyatro oyunları,  5 kişilik skeçler,  5 kişilik kısa tiyatro oyunları